Hamilelik, Hormonlar ve Erken Doğum Hamilelik, Hormonlar ve Erken Doğum Hamilelik, Hormonlar ve Erken Doğum

Hamilelik, Hormonlar ve Erken Doğum

Hamilelik, Hormonlar ve Erken Doğum

Doğurganlık doğadaki bütün dişilerin sahip olduğu bir yetenektir ve türün devamını sağlar. Hamilelik ise doğurganlık zamanı içinde olan dişilerin dünyaya yavru getirme sürecidir. İnsanlarda ve hayvanlarda cinsel birleşme ile dişiye geçen erkek üreme hücrelerinin (spermlerin) dişi üreme hücresi olan yumurtayı döllemesi ve döllenmiş yumurtanın anne rahmine yerleşip bölünerek çoğalmaya başlaması ile başlayan süreç hamileliktir. Kanatlılar ise yumurtlayarak çoğalırlar. Civciv embriyosu yeni bir canlıyı oluşturur. Hamilelik ve doğum memeli hayvanlara ve insanlara özgüdür. 

Hamilelik nedir sorusuna verilecek en anlamlı yanıtlardan biri kadının hayatında yaşayabileceği çok özel bir dönemdir şeklinde verilebilir.Hamilelik hem fiziksel hem ruhsal açıdan kendine özgüdür. İnsanlarda hamilelik ortalama 40 hafta sürer. Bu da yaklaşık 280 güne tekabül eder. Normal doğumlar 38 ile 40 haftanın arasında gerçekleşir. Kadın doğum uzmanları bebeğin anne karnında 39 haftayı tamamlaması gerektiği konusunda ortak bir görüşe sahiptirler. Çünkü bebeğin akciğerleri ancak 39 haftanın sonunda tam olarak gelişir ve doğuma hazır olur. Akciğerlerin gelişip gelişmediği şimdilerde yapılan testler ile anlaşılıyor. Ultrasonografi eşliğinde anneden amniyosentezle sıvı alınıyor ve akciğerler kontrol ediliyor. Bundan sonrasında bebeğin içerde mi dışarda mı daha güvenli olacağına karar veriliyor. Ciğerler gelişmişse artık bebeğin oksijen soluması gerektiği için işler doğurtma yönünde ilerliyor. Yenidoğan bebeklerde görülen yaş akciğer durumu ise hızlı solunuma sebep oluyor.

39 haftanın tamamlanması planlanmış sezaryenlerde de sınır olarak kabul edilmektedir.

Hamilelik Hormonlar ve Erken Doğum3

Erken Doğumlar, Prematüre Bebekler

Normal süreyi tamamlamadan, gebeliğin 37. haftasından önce yaşanan doğumlara erken doğum denir. Doğum oranları içinde yüzde sekizlik bir bölümü kapsarlar. Günümüzde bile erken doğumların tıbbi nedenleri tam olarak bilinmemektedir. Sadece idrar yolu enfeksiyonları, çoğul gebelikler, travmatik olaylar ve yapısal anormalliklerin erken doğum nedenleri arasında sayıldığı görülmektedir. Ayrıca sigara ve alkol kullanımı, annenin yaşının küçük veya 40’ın üzerinde olması, annenin çok zayıf ya da çok kilolu olması, doğumlar arasındaki sürenin çok kısa tutulması, sosyoekonomik şartların düşük olmasından dolayı görülen ağır beslenme yetersizlikleri, yaşanan sıkıntılı durumlar, ağır çalışma koşulları gibi faktörler erken doğum riskini arttırmaktadır. Erken doğum gibi bir durumun ne zaman yaşanabileceği, gösterdiği belirtiler gibi konularda hamile annelere en azından asgari düzeyde bilgi vermek faydalı bir tedbirdir.

Erken doğumlarda da normal doğumlarda olduğu gibi güçlü rahim kasılmaları mutlaka yaşanır. Pozisyon değişmesine rağmen bel ağrısı geçmiyorsa, vaginal akıntı artmışsa ve sulu şekilde geliyorsa, adet sancısı gibi ağrılar başlamışsa erken doğum söz konusu olabilir. Fakat en önemli belirti rahim kasılmalarının artmasıdır. Bu yüzden rahim kasılması nedir sorusunun yanıtı da önem kazanmaktadır. Anne aday avuç içini hafifçe karnına koyduğunda elinin altında rahim toplanıyormuş gibi bir his duyuyorsa (ki bu sırada ağrı duyulması şart değildir) ve bu saatte üç dört defa oluyorsa mutlaka doktora gidiniz.

prematüre

Erken doğumların önlenmesi ise ancak düzenli kontroller ile mümkündür. Annenin anemi gibi bir hastalığı varsa da mutlaka önceden tedavi sürecinden geçmesi öğütlenmektedir.

Erken doğumla dünyaya gelen bebekler prematüre bebek olarak kabul edilirler. Yani bebek anne karnında en az 37 hafta kalamıyor. Konunun burasında annelere merak etmemelerini, gelişen tıbbın 23 haftalıkken doğan bebekleri bile yaşattığını hatırlatmak isteriz. Gene de dünyaya erken gelen bebekler;

  • Uzun sürede prematüre anemisi,
  • Sindirim sistemi problemleri,
  • Görme ve işitme kayıpları,
  • Sinir sistemi aksaklıkları gibi risklerle karşı karşıyadırlar.

Prematüre doğan bebekler kuvöz denilen ısıtıcılı küçük odacıklara alınıyor. Doğum sürelerine bağlı olarak solunum cihazlarına da bağlanabiliyorlar. 34. haftadan sonra soluk alamama tehlikesi daha az yaşanıyor. Beslenme ise önce damardan sonra mideye bağlanan tüple ve en sonunda da yutma refleksi geliştiğinde ağızdan yapılıyor. Evde prematüre bebek bakımında ise en önemli konu bebeğin enfeksiyonlardan korunması oluyor. El ve ortamın hijyeni çok önemli. Hızlı büyüme için anne sütünü zenginleştiren proteinler veriliyor.

Hamilelik ve Hormonlar

İnsan vücudu içinde iç salgı bezlerince üretilen, oradan kana karışan ve organların düzenli çalışmasını sağlayan salgılara hormon denir ve hayati önem taşırlar. Kelime anlamı olarak uyarıcı diyebiliriz. Ama bazı hormonların durdurucu etkileri de vardır.

Hormonlar hamilelik daha başlamadan bile önemlidir. Gebe kalmak için vücudunuzun sağlıklı olması ve hormonların düzenli çalışması büyük önem taşır. Hamilelikte yaşanan hormon değişiklikleri ise tıpta sayfalar süren bir konudur. En basitinden hamilelik belirtileri olarak yaşananlar bile aslında görülen hormon düzensizlikleridir.

  • Bu çeşit salgılar içinde kısaca HCG olarak adlandırılan İnsan Koryonik Gonadotropin hormonu başta gelir. Plasenta içinde gelişen bu hormon bebeğin büyümesini sağlar. HCG adet kanamalarını durdurur ve yumurtlama sırasında zirveye ulaşır. Sonrasında idrar ile dışarı atılır. Hamilelik testlerini evde yaptığınız zaman siz aslında idrarda HCG’nin varlığını aramış oluyorsunuz. Varsa test pozitif çıkar.
  • İkinci hamilelik hormonu ismi daha çok bilinen progesterondur. Rahim kaslarını gevşetir, bağışıklık sistemini güçlendirir, kan basıncını düzenler. Gebeliğin ilk üç haftası boyunca kandaki progesteron seviyesi çok yüksektir, sonrasında daha düzenli hale gelir.
  • Kadınlık hormonu olarak geçen östrogen de hamilelik döneminde sık sık adı geçen bir hormondur. Aynen progesteron gibi sarı cisim denilen ve yumurtalık üzerinde bulunan bir kist tarafından üretilmektedir. Rahmin gelişmesinden sorumlu olan bu hormon bütün hamilelik boyunca bebeğin gelişmesine de yardımcı olur. Yüksek seviyelerde olduğu zaman mide bulantısı, varis gibi durumlara neden olabilir.
  • Oksitosin hormonu ise doğumu başlatır, rahim ağzını (serviks) gerer ve göğüs uçlarını uyararak anne sütünün üretimini başlatır. Bu salgı hakkında belirtilmesi gereken en ilginç hususlardan birisi de bağlılık ve sadakati arttırdığı hakkındadır. Hatta bir kişiye normal zamanda bu hormonu salgılatabilirseniz karşısındakini kuvvetli hislerle ona bağlayabilirsiniz. Bu yüzden parfüm sektörü yıllardır bu hormonun kokusunu yaratmaya çalışıyor.
  • Hamilelik hormonları içinde relaksin ve prolaktin isimli salgılar da vardır.
  • Kadınların bu süreçte yaşadıkları sıkıntıların çoğunun hormon değişiklikleri yüzünden olduğunu ve zamanla geçeceğini bir kez daha hatırlatalım. Hamilelerin şaka yollu söyledikleri mazeretim var, asabiyim ben durumu hormonların yaşattıklarıdır.
  • Hamilelik Hormonlar ve Erken Doğum

Hamilelik ve Erkekler

Hamileliğin sadece kadınları etkileyen bir durum olduğunu artık düşünmeyin. Çünkü eşi hamile olan erkeklerde yüzde altmışa varan oranlarda Kuvad Sendromu yaşanıyor, yani iki hormon erkeklerde sürekli değişiyor. Bunlardan biri erkeklik hormonu olarak bilinen testesteron hormonu. Doğuma bir ay kala bu hormon adeta dip yapıyor. Diğer hormon ise prolaktin. Kadınlarda süt üretimini başlatan bu hormon eşi hamile olan erkeklerde yüzde yirmi oranında artabiliyor. Doğumdan iki ay sonra babanın hormonları normale dönerken anne bu düzelme süresini çok daha uzun sürelerde yaşıyor. Ayrıca eşi hamile olan erkeklerin sırt ağrısı çekmelerine, depresyon belirtisi göstermelerine ve kilo almalarına da çok rastlanıyor. Gebeliğin erkekteki hormonları nasıl değiştirdiği ise hala açıklanmış bir konu değil. Beynin yeni bir duruma adaptasyon sağlaması, duruma dahil olma isteği ve kendini yalnız hissetmeme çabası olarak görülebilir mi?